
Astroloji bir bilim midir değil midir?
Bu sorunun cevabını aramak için yola çıkmış bir çok makaleye kolayca ulaşabiliyoruz. Bu makalelerde astrolojiyi bir bilim olarak kabul eden kesim, astrolojinin metodunun, yöneldiği ve kullandığı nesnelerin somutluğu üzerinden bir kurgulama ile astrolojinin bilimselliğini isbata yönelmektedir. Bu ekole göre astroloji, istatistik ve hatta biyoloji kadar, yaklaşım noktalarına bağlı olarak da belki iktisat kadar bilimdir, bilimseldir.
Açıkçası bu bakış açısının karşılaşacağı problemler oldukça zorludur. Astrolojiyi kullandığı nesnelerin gerçekliği ve metodunun ortaya koyduğu analitik hareket biçiminden yola çıkarak değerlendirmek ve günümüzde kenarları keskinleşmiş ve doğrudan nesnellik yerine metod incelemesi ile sınırlarını belirleyen bilimler sınıfına sokmaya çalışmak, belki bu güne kadar astrolojiye itibar sağlamak isteyenlerin ona verdikleri en büyük zarar olarak kabul edilebilir.
Herşeyden önce astroloji, illaki bilimsel bir tanım ve kapsam içinde olmak zorunda değildir. Bilimin kendini sorguladığı bir çağda, astrolojinin sırf itibari kaygılarla kendini bilim sınıfına dahil etme çabası, onun modası geçmiş ve avam kabul edilen bir mirasa dayanıyor olması sebebiyle 'ciddiyetten uzak' olarak görülme endişesinden kaynaklandığı gibi, son derece ayağa düşmüş, hemen heryerde üzerinde birşeyler söyleyebilecek birilerinin varolmasından kaynaklanan basitleştirilmesinden de kaynaklanıyor.
Bilim ve Felsefeye yakın biri olarak hemen ifade etmeliyim ki, astroloji, yarım astrologların, yarım oluşlarını perdelemek gayesiyle bilim çerçevesine dahil etmeye zorlasalar bile, Astronominin çılgın kızı astroloji ısrarla bilim olmayı reddeder. Bilimsel de değildir. Zira kollektif insan düşüncesi genel geçer bir 'bilimsellik' imgesinden kurtulalı neredeyse bir yüzyıl olmuştur. Dolayısıyla bilim ve bilim metodu denildiğinde tüm bilim dallarını kuşatan bir ortak doğrular silsilesinin varolduğu tezi rafa kaldırıları epeyce vakit olmuştur. Artık bilimler dahi kendi aralarında farklı metod ve usüllerin varlığını kabul etmekte ve problemlerin kendilerine has yöntemler ile çözüme kavuşturulacağı ilkesiyle hareket etmektedir.
Tam olarak demek gerekirse 'bilimler gittikçe sanata ve sanat metoduna yaklaşmaktadır.'
Nedir sanat metodu?.. Akıl ve beş duyu ile kavrananın ötesinde (üzerinde veya yanında) his ve sezgi ile algılanan bir gerçekliğin daha varolduğu düşüncesiyle, görünenin ötesine nüfuz etmek 'farkındalık' yaratmak... Kavranan gerçekliğin aktarımında katı kalıplar kurmak yerine, olası belirsizlikleri de hesaba katan, dinleyiciyi veya gözlemciyi de anlama sürecine dahil eden, dinamik yapılar kurmak... Anlatmaktan çok tasvir etmek... Eskilerin lisanıyla tebliğden çok telkin sanatı...
Bugün bilimin dahi sanata veya sanatın metoduna kayıyor olduğuna dair tespit son derece haklıdır... Özellikle bilinç ve insan duyguları, zihin ve kuantum gerçekliği alanında söz konusu olan ilerlemeler, holografik zihin teorileri, kuantum gerçeklik algısı, belirsizlik ilkeleri, duyguların birimsel ölçü yerine duyu şiddetinin kabul edilmesi... Tüm bu yaklaşımlar bilimin sanata doğru mecburi tırmanışını getirmektedir.
Ancak bu gerçeklikten kopuş olarak algılanmamalıdır. Zira bilim hiç olmadığı kadar gerçekliğe bağlıdır günümüzde... Bu kaymanın sebebi gerçekliğin sanata yakın ve insan zihninin kurgu kalıplarının darlığında barinamayacağı gerçeğine toslanmış olmasındandır. Yani sanata yaklaşma nesnel dünyanın daha net gözlemlenmesi sebebiyle insan zihnine bir dayatmasıdır. Artık kesinlikler o kadar da kesin değildir!.. Artık bilinmezliği de içine alan denklemler kurulma dönemi açılmıştır.
İşte Astroloji tam bu noktadan dikkatli zihinler eliyle yeniden doğabilir... Zira o, en somut gözlem nesnelerinden biri olan astronomi objeleri üzerine kurulu bir temel ve insan varoluşunun tüm gizemini birleştiren bir noktadan doğmaktadır. Nesneleri somuttur. Ancak metodu bu somutluğun arkasında varolana yönelmiş bir farkındalık üzerine kuruludur. Böylelikle anlaşılması gereken şu olmalıdır ki; Astroloji tüm zamanlar boyunca bilim değil SANAT varolmuştur.
Onu bilim başlığı altına taşıyarak bir tür itibar temin etmeye çalışanların, mentalite olarak bilimin kutsallaştırıldığı 19-20. yüzyılların pozitivizm fikirlerinde donup kalmış olduklarını tespit etmek gerekir. O zamanlar bilimsel olmak bir itibar sebebiydi...
Zihinlerde yeni kuşak anlayışın astroloji ve metodunu tam olarak canlandırabilmek için en iyi örnek olarak 'kurbağa prens' hikayesine başvurmak istiyorum. Hepimizin bildiği hikayedir: prenses kurbağayı öper ve kurbağa prense dönüşür...
Bu hikayede kurbağa gerçektir. Prens ve prenses de... Aynı biçimde tüm dekor unsurlarda gerçektir. Burada gerçek derken nesnelliği anlıyorum ve nesnel olmayanlar gerçek değildir demek istemiyorum kesinlikle...
Kurbağanın prense dönüşmesi ise nesnel gerçekliğin olgularıyla bağdaşmaz muhakkak... ve işte tamda burada ortaya çıkan sorunu çözmek, bize -astroloji- hakkında bir yaklaşım getirecektir... Elbette -bildiğimiz- nesnellik dünyasında kurbağanın prense dönüşmesi söz konusu değildir. Fakat bu bir hikayedir zaten... Dikkat ederseniz; hikaye, sembol ve allegorilerle bir mesajı bir bilinç durumunu aktarma yöntemidir. Dolayısıyla bir nesnellik aktarma aracı veya bir fotoğraf makinası olmaktan çok, bir ressam tualidir. Ve gerçek resim gibi, doğayı taklit ve yansıtmak değil onu anlamlandırmak amacı güder!..
Bu manada kurbağanın prense dönüşümü laboratuar şartlarında 'anlamsız' olmasına rağmen hikayede hepimizin üzerinde ortak bir izlenim uyanır... Prens 'sevgi' sebebiyle dönüşür... ve bizler ne kurbağayı ne prensi mesaj olarak alırız, bizim için bu hikayeden alınan ders sevginin gücüdür...
Astrologda tam bu noktadadır: o bir sanatçıdır, bir hikayeci; bir tebliğci olmaktan çok bir telkincidir... Astrolog, bir kurbağa kadar nesnel olan planetsel hareketlerden, yıldızlardan ve insandan bir sentez yapar... Bir anlam ve mesaj üretir... Bu üretim rastgele saçmadan uzaktır... Her ne kadar kurbağanın prense dönüşmesi salt gözlemci tabiat bilimleri açısından gerçeklikten uzak olsa da, psikoloji ve ruhbilim alanında burada semboller ile yaratılmak istenen bilinç halinin gerçekliği tartışılmazdır... Ve hikayecinin amacı zaten kurbağanın veya insanın anatomisi olmadığı gibi, astroloğun amacı da neptünün yüzey analizi veya insanın anatomisi değildir... Astrolojik bilgi, bunları bulundukları gerçeklikten yükselterek yeni bir bilinç alanında, sembolleştirir. ve bu nesnelerin birbiri ile uzay-zaman-bilinç üzerindeki konumlarının hikayesini verir...
Bu sebeple astroloji de 'iki kere iki dört' değildir; iki kere iki ne ediyorsa astroloji ona 'dört' dert... yani dört dışarıda varlığı olan bir gerçeklik değil, insanın dünyaya yönelttiği anlamlandırma sürecinde insan-nesne etkileşiminden doğan nesnelliği aşkın gerçekliktir... İki ile ikiyi çarpma fikri doğmadan önce bir dört yoktur!.. Astroloji bunu anlamlandırma olarak kabul eder... kurbağa kurbağadır ve prens prenstir. Ancak ne kurbağanın incelenmesinden ne de prensin incelenmesinden 'kurbağa prens' den çıkarılan ders çıkarılamaz, bu yeni oluşan bilinç durumuna erişilemez...
Bugün fizik gibi kaskatılığı ve değişmezliği ile insanların ilgisinden uzaklaşmaya başlamış bir bilim alanının dahi, gerçekliğe derinlemesine bir yönelişle kuantum dünyasına girmesi, onu sembolizme yönelmek zorunda bırakmıştır. Bu durumdan rahatsız olan fizikçiler olsa da, görülmesi gereken asıl yön; bu sembolizm dünyasına mecburi giriş sebebiyle kuantum dünyasının yeniden insanlığın ilgi alanına girmiş olması gerçeğidir!.. Üstelik kuantum fiziği newton fiziğinden daha anlaşılmazdır... bu sebeple daha 'anlatılamazdır' da... ancak daha insanidir; daha sezgiseldir çünkü!...
Astrolojiye zorlama itibar kazandırma çabaları yerine, onun üzerine düşünmek bilinç-düşünce bütünlüğü halinde bir konum belirlemesi yapmak, ancak metod araştırması ile mümkündür. yoksa kullandığı nesneler üzerinden ispat çabalarıyla daima eksik, eski ve yarım kalmaya yada ciddiyetten uzak olarak algılanmaya mahkumdur...
Astrolojiye 'Astrominin bu çılgın kızına' hak ettiği itibari vermek isteyenlerin yapması gereken bir astro-felsefe oluşturarak içine sistematik bir astroloji sanat'ı ile bergsonvari bir estetik -diyalektik sentezini dahil etmekten ibarettir.